Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Neden Montessorie?

Dünyada çocuk yetiştirme konusunda pek çok yaklaşım mevcut.  Bu yaklaşımlarda belirleyici olan faktör ise anne baba tutumları.  Bebeklik çağından çocukluk ve ergenlik dönemlerine geçişin her döneminde anne baba ve çocuk arasında farklı iletişim tarzları görülebilir. Ailelerin çocuk yetiştirme tutumları incelendiğinde temelde üç başlık altında toplanmaktadır; otoriter tutum, serbest tutum ve demokratik tutum. Özben ve Argun (2002) okul öncesi dönemdeki çocukların anne-babalarının çocuk yetiştirme tutumları ile ilgili değişkenleri inceledikleri araştırmalarında, genel olarak anne-babaların öğrenim düzeyi yükseldikçe, çocuklarına karşı daha demokratik, eşitlikçi ve paylaşımcı davrandıklarını belirtmişlerdir. Kuzgun (1973)’a göre ilgisiz ana-baba çocuğunu ihmal eder, daha da ileriye giderek çocuğunu psikolojik olarak reddeder. Çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarından habersizdir. Çocuğuna az sevgi gösteren ve davranışlarına en az kontrol uygulayan anne-babadır. Hamilelik dönemimde  çocuk gelişimi ala…

Çift ana dilli çocuk yetiştirmek mümkün mü?

Elbette ki mümkün? Nasıl mı? Çift dilli yada kültürler arası evlilik yapmış  ebeveynler iseniz çocuğunuz çift ana dilli olabilir. Örneğin siz İngilizce eşiniz Türkçe konuşuyorsa çocuğunuzun hem Türkçeye hem İngilizceye hakim olması muhtemeldir. Muhtemel diyorum çünkü dil gelişimine direnme diye de bir kavram var.
Peki  Türk anne ve Türk babadan doğan ve İngilizceyi okulda öğretildiği kadarıyla bilen bir ailenin- sen, ben, bizim oğlan - çocuğunun çift dilli olması, daha da özele indirgersek Türkçe ve İngilizceyi ana dili gibi konuşması mümkün mü? Dil gelişimi kişiye göre değişen  ve farklı değişkenleri bulunan bir gelişim alanı olduğundan bu soruya kesinlikle hayır denemese de zor demek daha doğru olur. Dil öğrenmenin en baskın etmenlerinden biri olarak “maruz kalma” ifadesini yüksek lisans derslerimden birinde hocamızdan dinlemiştim. O dönem hamile idim ve dinlediğim her şeyi kızımı düşünerek dinliyordum. Maruz kalmayı şöyle açıklayabiliriz: Bir kimse, bir dili öğrenmek için o dilin…

İnfantil Dönemde Görülen Atopik Dermatit

Atopik dermatiti’in bilimsel tanımı şöyle: Atopik dermatit veya atopik ekzema, şiddetli kaşıntılı, bulaşıcı olmayan, kronik inflamatuvar bir deri hastalığıdır. İnfantil dönemde başlar, yarısından çoğu ilk 1 yaş içinde tamamı ilk 5 yaş içinde ortaya çıkar. Hastaların yarısı 2 yaş civarında tam olarak düzelir. ( Vikipedi, Özgür Ansiklopedi )
Neva doğduğunda değilse de doğduktan iki ay kadar sonra yüzünde kızarıklıklar olmaya başladı. Bazen de pütür pütür minik sivilcemsi şeyler oluşurdu yüzünde. Her gün yaptığımız rutin bakımın haricinde pek de önemsemedim bu durumu . Benim için çocuğumun yüzünün pürüzsüz olmaması pek sorun değildi. (Halen de öyle.) Fakat ailemiz ya da yakın arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde Neva’nın yüzündeki kızarıklık vs dikkat çekmeye başladı. Bize “Çocuğu hiç doktora götürdünüz mü?” gibi sorular sorulurdu. Ben hep nasılsa götürürüm, diyerek erteleme yoluna gittim. Yakın bir arkadaşım “Coresatin diye bir krem var hassas ciltler için” diye bir krem önerdi. O…

Çocuğumu Kitapla Nasıl Tanıştırmalıyım?

Kızım büyüyüp yavaş yavaş bilinçlenmeye başladıkça tüm anneler gibi bende de çocuğuma kitap sevgisi kazandırmak için nereden başlamalıyım kaygısı oluştu. Bir de Türkçe öğretmeni annesi olunca daha da bir sorumluluk duydum bu konuda üstümde. : ) Ne yapacağım konusunda tam bir fikre sahip değilsem de ne yapmamam gerektiğini biliyordum. Aman yırtar diye kitapları elinden alıp, ondan uzaklaştırmayacaktım. Bu kararla başladık kitap seçimine. Kızımız 9 aylık iken ona okul öncesi setlerinden aldık.  Hani şu içinde çıkartmalar, şekiller olan; ana okullarında ödevler vs verilen kitaplardan. Bu setler ekonomik geldi bize. Neva yırtsa da içimiz yanmaz diye düşündük. İçindeki çıkartmalar ilgisini çekti Neva’nın. Bu dönemde benim doğum iznim de bitmiş,Neva ilk kez bakıcı ile kalmıştı. Bakıcı için de Neva için -anneden ilk ayrılık döneminde- vakit geçirmeleri açısından çok işimize yaramıştı bu kitaplar. Elbette ki bunlardan eser kalmadı. Neva hepsini yırttı, yapıştırdı, öğrendi, eğlendi ve görev…

Bebek değilim çocuk değilim, ben neyim?

Bizde bebekler çok özeldir. “Bebektir o  hatta bebedir.” “ Sudur o daha su.” Yüzüne gusülsüz bakılmaz, tenine  “nefesini vererek”  konuşulmaz. Sudur o daha su.  Kıyamayız. Kıyılmaz da zaten. Yeni doğmuş bebeden şöyle birkaç ay büyük bir bebek daha olsa aynı ortamda “aman aman” diye sakınılır ondan da bebe. Sudur o daha su… Bu bebeler büyür. Anneciği  sütüydü, mamasıydı, dördüncü ayıydı,  gazıydı derken, dişi, kakası vs bir yaşına girer bebe. Yeni yeni yürür 11-13 ay civarı. Daha erken yürümüşse “Oo annesi ilgili bak nasıl da yürüttü.” denir geç ise vay o annenin ve bebenin haline. Bebecik bir süre sonra yürür bir şekilde. Yürüyüp sağı solu kurcalamaya ve de misafirliğe gitmeye başladı mı bizde o “bebek” hemen “çocuk“ oluverir. Aman annesi büyüse de rahat etsen diyen eş dost birden senin çocuğunun ne kadar yaramaz(!) olduğundan söylenir dururlar.  Anneliğin verdiği duygusallık ile bebeğinin büyüdüğünü göremez anne -o hep sudur onun için-. Çocuk diyemezsin sana göre çocuğun o  kadar da…