Ana içeriğe atla

SAÇLARIN



Saçların… Saçların bir deli rüzgar, içimde esen dışıma taşan. Saçların bir mucize , içimdeki fırtınalarımdan sağ çıkan. Saçların bir hayal beni benden alan… Saçların..Mis kokuyorsun.
Ellerin. ..Ellerin derdime derman, yaralarıma merhem. Ellerin minicik . Ellerimi ısıtıyorsun.
Gözlerin… Bana ben gibi bakıyorsun. Aynada kendime bakar gibi. Güldüğünde içime, sıcacık bir sevgi, kocaman umutlar  ve dünyanın her şeye rağmen güzel olabileceğine dair inançlar doluyorsun.
Burnun sanki biraz bana benziyor. Kusurlarımı sevdiriyorsun.
Sesin bir melodi …Umut veriyorsun. Sen bağırarak  ağladığında  ben küçük diline, damağına ve dişlerine bakıyorum. Ne kadar da muntazam yaratılmışsın. Şükür sebebim oluveriyorsun.
Kirpiklerin …Oysa bir kıl sadece ama uyurken nasıl da güzel oluyorsun. Aralandı  mı gözlerin  güneşim  olup içime doğuyorsun.
Ayakların avucumda … Sıcacık. Ellerimden tutup beni ayağa kaldırıyorsun. Hiçliğime kimse, kimsesizliğime yoldaş, yoluma yolcu, yolcuma dua , duama amin oluveriyorsun.  Amin deyip ellerimi yüzüme sürüyorum. Saçların …Saçların takılıyor gözlerime. Saçlarını neden hiç taratmıyorsun? 
Öfken bile aynı ben..
Hani o deli yanım var ya… Ah o deli yanım. Öfkende bile ben varım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çift ana dilli çocuk yetiştirmek mümkün mü?

Elbette ki mümkün? Nasıl mı? Çift dilli yada kültürler arası evlilik yapmış  ebeveynler iseniz çocuğunuz çift ana dilli olabilir. Örneğin siz İngilizce eşiniz Türkçe konuşuyorsa çocuğunuzun hem Türkçeye hem İngilizceye hakim olması muhtemeldir. Muhtemel diyorum çünkü dil gelişimine direnme diye de bir kavram var.
Peki  Türk anne ve Türk babadan doğan ve İngilizceyi okulda öğretildiği kadarıyla bilen bir ailenin- sen, ben, bizim oğlan - çocuğunun çift dilli olması, daha da özele indirgersek Türkçe ve İngilizceyi ana dili gibi konuşması mümkün mü? Dil gelişimi kişiye göre değişen  ve farklı değişkenleri bulunan bir gelişim alanı olduğundan bu soruya kesinlikle hayır denemese de zor demek daha doğru olur. Dil öğrenmenin en baskın etmenlerinden biri olarak “maruz kalma” ifadesini yüksek lisans derslerimden birinde hocamızdan dinlemiştim. O dönem hamile idim ve dinlediğim her şeyi kızımı düşünerek dinliyordum. Maruz kalmayı şöyle açıklayabiliriz: Bir kimse, bir dili öğrenmek için o dilin…

Yeni Başlayanlar İçin Kütüphaneyi Kullanma Kılavuzu

Kızım henüz iki yaşında . Bir yaşına kadar onu kitapla tanıştırmak için sabırsızlıkla bekledim.  Sütü, maması, bezi, gazı derken   birden   karşımda kitaba dokunan, bana kitap oku diyen , kitapların içini açması gerektiğini bilen , kitabı tutmayı bilen bir çocuk  durduğunu fark ediverdim. Sonra onu alıp kitapçılara gitmeye başladım. Kitapçılara gidip birlikte kitap karıştırıp hangisini alalım diye birlikte karar veriyoruz. 
       Bir gün @kütüpannenin afişini gördüm sosyal medyada. Altında bir açıklama yoktu yalnızca karışık saçlı –tıpkı benim kızım gibi- bir çocuk  ve kitaplar olan bir afiş. Üstünde  “Çocuklarımızı kütüphanelerle buluşturalım” yazıyordu.  Ne güzel bir afiş, ne güzel bir fikir diye düşündüm.     Afisten esinlenip kızımla birlikte halk kütüphanesine gitmeye karar  verdim  ve kızımı da alıp kütüphanenin yolunu tuttum. Kütüphaneye vardığımızda arabadan inerken  yanımızdan geçen insanlara “Bis tüke gee” (Biz kütüphaneye geldik diyordu sorulmuş gibi 😊 ) Çocuk kitaplığı b…

Uzundur geceler

Uzundur geceler. Uzun ve yalnızdır çoğu zaman. Eteklerini toplayarak gelir, ardında etekleri sürünür, püsküllenir. Bir ayin gibi süzülür ruhlar geceye. Elleri titrek ve gözleri nemli, uçuk bakışlı gözler toplaşır. Ve sen bilirsin sabaha daha çok vardır.
Her gece siyaha boyar atiyi. Maziyi ve atiyi alıp sallar ruhunda. Işıksız yanar parlar. Parlayan yerlerinde bir şilep sızar. Kan mı öz yaşı mı bu? Duyar mı kalpte yara gibi, vurdukça yayılır mı durdukça dağılır mı korkular. Yoksa geceler ve akşamüstleri ve  aralanmamış perdelerin ardında gelmeyen sabahlar mı yakar kandillerini ruhunun. Ölümün sınırında yaşamışsan ve kalbin ellerinde  bir ürkek kuş gibi kaldıysa, yalnız ve aç kalmış bir kuşun karanlıkta parlayan gözleri gibi halsiz solgunsan… Canının yandığını bilmesinler diye can yakmaya başlaysan, bilirsin uzundur gece.
Gözlerine birikir yaşlar. Ertesi gün iş vardır ve aslında ağlamamalısındır. Dik dur derdi annem. Kimseye zayıf yanını gösterme. Canın acıyorsa daha çok gül, gül ki sevin…